English title: Categorising people through forms of address: A type of sociolinguistic perception
Ben son 6-7 yıldır her memlekete gittiğimde arkadaşlarımla hamama giderim. Bu hem temizlik hem bir toplumsal kaynaşma aktivitesi olarak yıllardır yaptığımız bir şey. Zamanla Isparta’ya giden gelen yabancı arkadaşlarım çoğaldıkça bazen bir İrlandalıyı, bazen Avustralyalıyı, bazen de bir Amerikalıyı hamamda “çimdirme” fırsatım oldu. Öyle ki, bazı arkadaşlarımla hamamda tanıştım. Bir arkadaşım “abi X kişisi de gelse bozar mı? Çok kafa çocuk, senden iyi olmasın.” gibi sorardı, ben de “Bozmaz abi, tanışırız getir.” derdim ve tanışırdık.
Geçen gün yakın bir arkadaşım üniversiteye döneceğinden yine bir hamam ayarladık. En başta hasta olduğum için gitmek istemedim ama sonra buharın vesairenin iyi geleceğini düşünüp biraz da arkadaşımı kırmamak için tamam dedim. Hamama gidince kese ve masaj yaptırmadan gitmek istemiyorum. Keseye girdim.
Tellaklar hakkında çok hikâyeler vardır, genelde Tokatlı olduklarını söylerler, bazen sevimsiz homofobik yakıştırmalar/yorumlar yaparlar. Ben ikinci stereotipe katılmasam da en azından Ankara’daki çoğu tellağın Tokatlı olduğunu biliyorum.
Aynı berber gibi tellakların da eninde sonunda muhabbet açması kaçınılmaz. Ben bundan rahatsız hissetmiyorum ama şarıl şurul su sesi olan bir ortamda da konuşmak bazen zor olabiliyor. Cinsiyet normlarımız gereği erkek arkadaşlarımız daha iyi anlayacaktır, muhabbeti ilk açan o soru asla şaşmaz, hep “Nerelisin?” olur.
Nerelisin? (Sosyal Kimlik Kuramı)
Birinin nereli olduğu ülkemizde bazen kavga başlatır, bazen kavga bitirir. Birinin “sizin köyden” çıkması, zorunlu arkadaşlık nedeni olabilir. Peki hiç düşündünüz mü, birinin nereli olduğu neden bu kadar önemli?
Toplumbilimde bunu Tajfel ve Turner’in “Sosyal Kimlik Kuramı” ile açıklamak mümkündür. Bu kurama göre, insanlar bireysel kimliklerini bir noktada ait hissettikleri toplumsal gruplara göre biçimlendirirler. En basit haliyle kişi, kendinden olanı incitmek istemeyeceğinden bazen yalnızca bu sebepten kavga etmekten vazgeçer. En azından buna güvenilerek o şans bir kere denenir.
Örn: https://eksisozluk.com/kavga-oncesi-memleketini-referans-gostermek–1528267
Ya da: https://www.youtube.com/shorts/_SlSxsTp4jQ
Tabii ki, bir yandan da bu soru muhabbet açmak için de sık sık kullanılır. Özellikle Isparta gibi görece küçük bir yerde, aynı ilçeden olmak bile büyük bir muhabbet bahanesi olabilir. İstanbul, Ankara gibi yerlerde ise genellikle insanlar, diğer illeri tanımadığından hakkında bildiği şeyleri söylerler. Çoğu kişi Isparta’da askerlik yaptıysa bundan bahseder, örneğin.
Aslında bu muhabbet, iki kişi arasında bir benzerlik bulmak içindir. “Sen benimle aynı gruba mı aitsin, toplumsal kümelerimiz kesişiyor mu acaba?” diye soramadığından, “Nerelisin?” diye sorar berber ya da tellak.
Hitaplar (Güç ve Dayanışma)
Hamama geri dönersek; “Nerelisin, dayı?”, “Yüze kese atayım mı, dayı?”. Tellak bana sürekli “dayı” diye hitap ediyordu. Ben de bozmadım, “kral” diye hitap ettim ona. O an aklıma geldi, “dayı” ne biçim bir hitap? Ben tellaktan bariz biçimde küçüğüm. Anlamlandırmaya çalışırken aklıma toplumdilbilimin temellerinden “Power and Solidarity” kavramları geldi.
Brown ve Gilman (1960) tarafından ortaya atılan ve tam da hitap biçimlerini inceleyen bu kuram, bize hitap biçimlerinin iki ayrı alt anlamı işaret ettiğini söylüyor: güç ve dayanışma. Bu iki kavramı kısaca açıklamak gerekirse:
Güç [Power]
Güç, özünde hiyararşi ve otorite demek. Birinin size göre konumunu, aranızdaki görünmez ast-üst ilişkisini belirtmek için kullanırız bunu. Bir Çavuş ve Teğmen bu ast-üst ilişkisi içerisinde nerede olduğunu omzundaki rütbeden anlar; Teğmen, Çavuş’a emir verebilir fakat tam tersi geçerli olamaz. Biz siviller ise bu ilişkileri çoğunlukla dilsel (linguistic) ve dil-dışı (extralinguistic) göstergelerle anlarız. Bunun belki en basit örneği saygıyla bağdaştırılan “sen” ve “siz” farkıdır. Bir adım öteye gitmek gerekirse:
Biri size “abicim/kardeşim” diye hitap ediyorsa; sizden büyük olduğunu, ona saygı göstermeniz gerektiğini, onun sizden güçlü olduğunu işaret ediyor (bkz. indexicality) olabilir.
Tam tersi, biri size “başkan” diye hitap ediyorsa; sizin onun gözünde daha üst, güvenilmesi gereken biri gibi görüyor olabilir.
Dayanışma [Solidarity]
Dayanışma, “Nerelisin?” sorusunda bahsettiğimiz gibi kişinin “sizden mi, değil mi” olduğunu anlamamıza yardımcı olan dilsel kullanımlardır. Birkaç farklı bakımdan dayanışma oluşturmak mümkündür, toplumdilbilimde dayanışma oluşturulabilecek gruplar “sosyo-ekonomik sınıf”, “soy”, “kültür” gibi çeşitlendirilebilir.
Türkçe, bu bakımdan oldukça zengin bir dildir:
(1) Geldiğiniz yerin/yörenin değişkesini [variation] kullanmak, ortak bir yer ve kültürden geldiğinizi göstermenin çok güzel bir yoludur. Bu bakımdan değişkeci toplumdilbilim [variationist sociolinguistics], özellikle ses değişikliklerini inceler. Türkçenin pek çok değişkesi vardır, örneğin orta Anadolu’da sık sık /k/ sesinin /g/ sesine dönüştüğünü gözlemleyebiliriz. Yalnızca bu sesbirimin değişkesi bile bize toplumsal anlamda pek çok şeyi işaret eder ve algımızı değiştirir (Yağlı, 2023).
Eğer geldiğiniz coğrafyada bu değişke kullanılıyorsa, benzer konuşan birini fark edebilir ve yanında siz de benzer biçimde konuşarak bir dayanışma oluşturabilirsiniz ya da kendiniz ölçünlü [standard] dili kullanarak mesafelendirebilirsiniz. Bunları karşı tarafın nasıl algıladığı ise hem kişinin kimlik ve duruşuna hem de başka pek çok faktöre bağlıdır.
(2) Türkçe farklı yörelerin ve illerin farklı hitap yöntemleri vardır. Bunların yanında, diğer toplumsal aitlikleri belirten hitaplar da boldur. Bunlardan bazıları, “ortak” (Isparta), “bebe” (Ankara), “gobel” (Çorum), “Bre/bremin” (Kürtçe etkisiyle oluşmuş, Doğu Anadolu), “Uşağım/uşağum” (Karadeniz) gibi çeşitlendirilebilir.
Benim bunların arasından en sevdiğim, Lubunyalar arasında sık sık kullanılan “aşko” sözcüğü. Bu sözcük beraberinde pek çok toplumbilimsel değişkeni beraberinde getiriyor. “Reis/reyiz” ise bunlardan bir başkası. Son zamanlarda yoğun bir anlam kaymasına uğrasa da yine belirttiği şeyler çok net olan bir hitap şekli.
Bu hitaplar, belki de kendimizi karşımızdakine göre konumlandırmanın ve kendi kimlik inşamızı dışa vurmanın en hızlı yoludur. Birine hitap ederek hem dayanışma sağlayabiliriz hem de güç ilişkilerini ortaya koyabiliriz.
Örneğin, Ankara’da okuyan arkadaşlarımız “hocam” konusunu çok iyi bilir. “hocam”, özellikle ODTÜ-Hacettepe-Bilkent arasında yaygın olarak kullanılan bir hitap şeklidir ve eğer bu çemberin içindeyseniz kolaylıkla bir başkasını tanıyabilirsiniz.
Hitapların algısı
İnsan olarak karşımızdaki kişinin konuşmasından o kişiyle ilgili genel çıkarımlar yapma eğilimindeyiz. Çalışmalarla sabit olan bu olgu, hitap biçimleri için de geçerli olabilir.
“Beyefendi” sözcüğünü ele almak gerekirse, bu sözcük Türkçeye görece sonradan (Dil Devrimi ile birlikte) girmiş bir hitap şeklidir. Bir genelleme yapmak gerekirse bu hitap şeklinin daha üst sosyo-ekonomik gruplarla ilişkilendirilebileceğini söylemek mümkündür. “Dayı” ise belki daha alt sosyo-ekonomik gruplarla ilişkilendirilebilir.
ChatGPT, ona yüklenen verilerle eğitilmiş bir model olduğundan bu konuda bir önyargısı olacaktır diye düşünerek ve güzel bir örnek yaratacağını varsayarak “Bana ‘beyefendi’ diye hitap eden birini çizebilir misin?” ve “Bana ‘dayı’ diye hitap eden birini çizebilir misin?” şeklinde iki talimat verdim:


Fark tahmin ettiğimiz gibi giyimle ortaya çıkıyor. “beyefendi” diyen kişiyi inci kolyeler ve beyazlar içinde görürken “dayı” diyeni kapüşonlu ve sokakta görüyoruz. Görselde “beyefendi” diyen kişinin kadın olması ve “dayı” diyen kişinin erkek olması ise yine tesadüf olmasagerek. Bunun kadınların ölçünlü dili daha çok benimsediği varsayımından yola çıkarak oluşturulduğunu düşünüyorum.
Toplumdilbilimde algıyı açıklamak için sık sık görselleştirmelere ve yardımcı eklere başvurulur. Bunların belki de en genel kabul gören örneklerinden biri Eckert’in (2008) “Indexical Field” yani Belirtisellik/işaret Alanıdır. Bu alan bize, farklı dilsel değişkenlerin nasıl algılandığını açıklamak için iyi fikirler verir.

Yalnızca bu görselden yola çıkarak bir işaret alanı oluşturmak gerekirse [indexicality field]:

Sonuç
Görüyoruz ki günlük hayatta kullandığımız hitaplar aslında bize bambaşka toplumsal bilgileri işaret ediyor. Hitap biçimimizle (1) toplumsal kimliğimizi ifade ederiz, (2) iletişimin algılayıcısıyla aramızdaki konumu ve (3) mesafeyi belirtiyoruz. Benzer biçimde, hitap ettiğiniz kişinin bu hitaba olan algısı da değişiyor. Hitaplar, karşı tarafta sizin daha genel kimliğiniz hakkında bilgi verebiliyor. Bence bu çok ilginç bir araştırma konusu.
Ben hamamda “dayı” diyen tellağa “buyurun beyefendi” deseydim ne olurdu kendim de merak ediyorum. Sizin duyduğunuz ve anlam veremediğiniz bir hitap şekli oldu mu?
Kaynakça
Karikatür: Umut Sarıkaya
Brown, R., & Gilman, A. (1960). The Pronouns of Power and Solidarity. In T. A. Sebeoki (Ed.), Style in Language (pp. 253-276). Cambridge, MA: MIT Press.
de Hoop H, Schoenmakers G-J. Introduction: Perception and Processing of Address Terms. Languages. 2025; 10(10):267. https://doi.org/10.3390/languages10100267
Eckert, P. (2008), Variation and the indexical field. Journal of Sociolinguistics, 12: 453-476. https://doi.org/10.1111/j.1467-9841.2008.00374.x
Özer, N., & İbe Akcan, P. (2022). Türkçede Hitap İfadeleri: Anlam ve Sözcük Türü Temelinde Bir Ulamlama. Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Dergisi.
Turner, J. C.; Reynolds, K. J. (2010). “The story of social identity”. In T. Postmes; N. Branscombe (eds.). Rediscovering Social Identity: Core Sources. Psychology Press.
Yağlı, E. (2023). Değişkeci toplumdilbilim ve dil değişkenliği. Pegem Akademi.


Leave a Reply